◄█►

selma Çuhacı resmi blog'una Hoşgeldiniz..!

bilgi

•Çatıdaki çiçekler / Hep bir yarın var•

24 Eylül 2010 Cuma

hatıralar'ım,,,,,





Hatıralar
;korunası,saklanası ve hep güzelliklerle anılası hatırlar....
Kimi siyah -beyaz,kimi rengarenk,kimi solmuş,kimi sanki daha ''an olmuş'',kimi de tamamen unutulmuş...

O hatırlarda benim babam var en başta;
şu anda hayatta olmayan ve artık sadece hatıralarına sarılabildiğim birtanecik babam ...

Anneannem var;
hayatın tüm gizlerini ve güzelliklerini ,inançlı bir ruhun zenginliğini ;bilge beyninin klavuzluğunda çözdüğüm biricik anneannem..

Benim canım dedem var;
çiftçiliği bir sanata dönüştüren ;bir çiftçi kimliği ile bir salon adamını aynı ruh ve bedende barış ve uyum içinde taşıyabilen;
demokrasiyi ve cumhuriyet çocuğu olmanın gerek ve sorumluluklarını bana bir öykü tadında;
uzun kış geceleri boyunca yorulmadan anlatan ve anlamamı sağlayan dedem..

Yüzünü siyah beyaz ve çok bayat bir fimlde izler gibi ;
hayal meyal hatırladığım,hiç konuşup dertleşemediğim babaannem var...
Sadece anlatılanlarla hatırladığım ;ama yine de hatırladığım babaannem...

Babamdan alamadığım her harçlıkta;bana koşulsuz kredi açan ve küçücük yaşta para kazanmanın asaletini ve adabını bir rol model olarak bana öğreten adam;baba dedem...
Yugoslavya'da gençliğine dair tüm anıları ardına bakmadan bırakıp;
Türkiye'ye gelmiş ve hayata sıfırdan başalayıp;onurunu;sabrını;ticaret ahlakını sermaye görmüş;
herşeyden her an vazgeçebilecek kadar bağımsız bir ruha sahip olsa da ;
bir tek onuruna bağımlı yaşamış bir koca yürek;benim dedem..

Onlar benim çocukluğumu saklıyorlar yüzlerinde;
yüzlerini unutursam;kendimi hatırlamam çok zor!!!
O yüzden hep canlı tutuyorum hatırlarımı ve çok iyi saklıyorum;
çalınmasın,kırılmasın,yağmalanmasın diye;
hatıralarımı gündeliğe çıkarmıyorum.......
Sadece özel günlerde takıyorum yüreğime;
o da eş dost akraba içinde...:))



deneme
selma Çuhacı

KAHROLSUN,,,,,



NE SENİ UNUTABİLDİM...
NE DE SENDEN KALANLARI...
HANİ BİR ÇAREYDİ ZAMAN,
HANİ YA UNUTMAK VARDI.....

YÜREĞİMİ HANÇERLİYOR,
HER SOLUKTA BİR HATIRAN..
HAYALİN BİLE GİRMİYOR;
KIRILASI KAPILARDAN.....

KAHROLSUN,
VARAMADIĞIM UZAKLAR...
KAHROLSUN,
GERİ DÖNÜLMEZ ZAMANLAR...
YIKILSIN AYRILIK DENEN BU DUVAR,
YETMEZ Mİ SENSİZLİK;
NEREYE KADAR??

ÇÖZÜLMEZ BİR OYUN YAŞAM,
DÜŞLE GERÇEK ARASINDA..
KAÇINCI VEDA YAŞANAN,
SAVUNMASIZ AKŞAMLARDA...

HASRETİN SON DURAĞINDA,
TÜKENMİŞİM BEKLEMEKTEN...
ATAMADIM BU SEVDAYI,
YAKILASI YÜREĞİMDEN.....


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
melih Kibar

23 Eylül 2010 Perşembe

ÇİVİT MAVİ,,,,


Dipsiz ;çivit mavi bir ruhun var senin;...!
derinlerinde gün değmemiş duygular,

,,,sular altında ,

çok eski çağlara dair
keşfedilmeyi bekleyen 
bir saklı şehir misali ,,,,;

Kirletilememiş umutların var senin;
kıyılardan ve yaşam atıklarından korunmuş;
kurtarılmış umutlar ...

Bir istiridye kabuğunda gün ışığını bekleyen ;
İnci tanesi düşlerin ;
su yeşili gülüşlerin var.......

Yürek boyu
dalgaların var senin;..!
Baş döndüren hayallerin....

Yelkensiz,dümensiz sevdalar için;
Pusulasız,haritasız;
gidilesi bir yüreğin....
Sadece sen olduğun için...

Çivit mavi bir sevdan var senin;...!
çok derin...
SEVDA olduğu için
 

şiir&fotograf
selma çuhacı

22 Eylül 2010 Çarşamba

bir sen vakti,,,,


 



Bir imbat tutsaklığında;
rüzgarlı bir yaşamak;
bir sen vakti.....
Serseri bir yelkenliydim oysa;
limansız yolculuklarda
kaç söngün  fener savruldum
kaç sevda öncesi....
Bir deniz yıldızıydım sonra;
yaşamdan atılmış
bir nefes  maviye mecbur
bekledim durdum yüreğini...
Bir kanat açımı;bir martı beyazı
bir dalga çığlığındayım,
bir ufuk yangınıyım şimdi;
havada sessiz bir umut kokusu
gözlerimde ıslak bir ışık
bir tutunmak ki kendime;
doğmak gibi....gerçek gibi..
bir sen vakti.....


şiir&fotograf
selma çuhacı

YÜRÜYEN HEYKELLER,,,,,

     
       



Yer, Bağdat Caddesi...Vakit ,günün en uyanık,en canlı saati...
Birçok iş yerinde mesai çoktan başlamış.Trafik kilitlenmiş;araçlar adım adım ilerliyor!Bir elinde direksiyon,bir elinde telefon,ağzında sigara;öfke soluyan sürücüler,tam bir trafik savaşcısı kimliğine bürünmüş,klaksonlarıyla savaş çığlıkları atıyorlar.Çok olağan ihlallerle,kanıksanmış bir anarşi yaşanıyor...
          Bu anarşinin dışında kalmak ve gideceğim yere adımlarımla daha çabuk varabilirim düşüncesiyle;yaya olmayı ve kaldırımda seyretmeyi tercih ediyorum.en büyük amacım,gideceğim yere biran önce ve tek parça ulaşabilmek!!!
          Kaldırımda akan yaya seli,korkutucu ve aşılmaz görünüyor gözüme...
Bir yandan kaldırımı dörtlü,beşli guruplar halinde işgal etmiş yaya duvarları;
bir yandan birkaç yüz metrelik zincirleriyle özgürlüğü bağışlanmış şımarık ev
köpeklerinin tacizleri;bir yandan kaldırımlara park etmiş araç aralıklarından süzülerek geçebilme gayretleri;bir yandan patenleriyle üzerime gelen çocuklardan korunma hamleleri ve daha neler neler....Bu arada açık bırakılmış çukurlardan atlama cambazlığını ve telefon konuşmasının hararetine kapılarak üzerime gelen ve bana çarptığı için özür dilemek zorunda kaldığım vatandaşlarımızı da unutmamak gerek!?
          Biz ne kadar zengin(!) bir toplumuz diye düşünüyorum...Çoğunluğunu genç ve orta yaşın oluşturduğu bir toplum kesiti;mesainin en yoğun saatlerinde sokaklarda,cafelerde telaşsız,kaygısız  zaman öldürüyor!İş gücü ve üretim potansiyeli kızağa çekilmiş,yüzsüz bir rehavet yaşanıyor...Bir tüketim çılgınlığı içinde  nice insan,mağazaları doldurup doldurup boşaltıyor.
          Ve kaldırımların değişmez müdavimleri,tuhaf bir gençlik!Üzerlerindeki okul formalarına tezat  bir davranış modeliyle;yaka bağır açık,saçlar dağıtılmış,    ağızlarında sigara(daha iyimser olarak ciklet)sadece gülen,mat bakan,pervasız bir cafe-bar gençliği....Mekanik,robot bir gençlik!!!
          Ve ekmek parasını burada;bu amaçsız kalabalıkta arayan,çoğunluğunu küçük çocukların oluşturduğu,yeni keşfedilmiş bir sektör;kaldırım sektörü...     
Çiçek,ciklet,mendil satarak,ayakkabı boyayarak ,yaşam duvarını delmeye çalışan insanlar...Kimi peşimizden koşarak,kimi önümüze çıkarak;kimi diliyle,kimi elleriyle,kimi sadece gözleriyle sattığı malı pazarlamaya çalışan insanlar.Ama çalışan insanlar!!!Onların israf edecek ne fazladan zamanları,ne de paraları var.Harcayabildikleri tek şey gururları!Bir yaşam ve bir lokma ekmek uğruna!....
          Bu tezatlar selini yararak ilerlemeye çalışıyorum.....Bu aceleci tavrım ters gelmiş olmalı ki insanlara,''birşeyden mi kaçıyor?''der gibi tuhaf bakışlarını hissediyorum üzerimde!Çünkü bu kalabalığın adımlarında;nereye olursa rahatlığı ve yavaşlığı var...Acele edenler,sadece kuaförden yada pastaneden çıkıp,arabasına koşarak binen,genellikle de kadın sürücüler!!!Tabii,koşarak kazandıkları zamanı;görüyorlar mı diye etrafı inceleme süresinde yada kuafördeki bekleme zamanlarındaki dedikodu mesaisiyle kaybettiklerini hesaba katmazsak şayet!!!
          Birden bu yaşam uğultusunun içinden,inanılmaz güzel bir müzik sesi sıyrılıyor!!!İçli bir keman,hüzünlü bir ud ve yanık bir kadın sesi;''Nasıl geçti habersiz,o güzelim yıllarım?!!''Önce anlamıyorum ne olduğunu.Herhalde geçmişteki insan manzaralarına duyduğum özlemle,''hallusinasyon bu,diyorum''...Ama hayır,gerçek!!!
          Kaldırımda duvar dibine oturmuş,ellerinde enstrumanları;biraz yaşlıca,gözlerinin görmediği hemen anlaşılan,üç insan!!!Önlerinde bir kutu;kutunun içinde buruşturulup atılmış birkaç lira...Öyle mağrur bir tavırları var ki;sanki kendileri için şarkı söylüyorlar...Hayır!Söylemiyorlar;bu şarkıyla 'habersiz geçip giden güzelim yıllara 'ah edip,o yılları yaşıyorlar yeniden.Hiç kimseye müdanna etmeden,dilenmeden,sanatlarının bedelini talep ediyorlar.
          Ve ruhu bedeninden ayrılmış;bakan ama görmeyen,işiten ama duymayan bu yürüyen heykeller;sadaka niyetine yada vicdan temizleme bahanesiyle,  zaten savurmaya hazır oldukları paralarından birkaç lira lütfediyorlar bu insanlara!;Belki de ,sadece  bu insanlar kör olduğu için...
          Sebep buysa diyorum kendi kendime;asıl size verilmeli bu sadaka!Çünkü,bu insanların sadece gözleri görmüyor...Ama sizin,ruhunuz,gönlünüz kör.İşte esas acınacak özürlülük bu!!!
          Öylesine güzel bir müzik ziyafetiyle doyuruyorum ki ruhumu,teşekkür olarak biraz para bırakıyorum kutuya.Ve hemen bir taksiye binip uzaklaşıyorum
bu yaşayan ölülerin arasından.Çünkü ,bir adım öteye tahammülüm yok!!!


                                                                             

çatıdaki çiçekler_sayfa:63
deneme&fotograf
selma Çuhacı

18 Eylül 2010 Cumartesi

hep bir yarın var,,,,

   



delice koşarak,hepbir yer var gidilen.
tanıdık acılar,hep aynı yanlış serüven.
yıllar mı çok acele,sevdalar mı geciken?
niye bu yorgun arayış,kime bu sonsuz özlem?

çözülür yüreğim,neydi bende tükenen?
yaşanır anılar, bir nostaljiyle yeniden.
eksik şeyler yerine,yalnızlıklar biriken
hani ya düşler nerede?ne çabuk bitti o şölen?

oysa ben yenilendim!
ve yeniden
ve daha ben ölmedim...
son denilen,başlangıç belki de,
bak neler olacak  birgünde,sen iste!

varsın olsun vedalar
geçip gitsin o yıllar
ne kadar yok desen de ,
hep bir yarın var!

sevgiyle aşılır yollar
unutulur acılar
ne kadar yok desen de
hep bir yarın var!


şiir
selma Çuhacı
müzik
mine Mucur
yorum
coşkun Demir

istanbul bizi affet ,,,,


 

İstanbul bizi affet,ne olur
biz ettik,sen eyleme!
ilk aşkım benim,ilk gözağrım
geri dön düşlerime...

seni sevmek uğruna,
yok ettik keyfimizce!
bilmedik kıymetini,
umarsız,bilgisizce....
yitirmiş eski şenliğini,
yangınlar yüreğinde!
rüzgarlar bile esmez olmuş,
yorulmuş, yeditepe....

İstanbul bizi affet,ne olur
biz ettik,sen eyleme!
kahrettin beni,ah İstanbul!
neydin ,ne oldun böyle!

bir güzel şehir vardı,
eskiyen resimlerde!
kirlettik nefesini,
göz koyduk yeşiline...
sahipsiz artık dar sokaklar,
tozduman gül yüzünde!
yağmurlar bile yağmaz olmuş
yorulmuş,yeditepe...  

İstanbul bizi affet,ne olur
biz ettik,sen eyleme!
dayanmak kolay değil artık,
ne hale geldin böyle...

bir güzel şehir vardı,
sevdalar şenliğinde!
kaybolan yaşamlardan,
şarkılar kaldı bize...
ne bir dost eli,ne bir selam
o bildik yüzler nerde!
sevdalar bile unutulmuş,
yorulmuş,yeditepe...

İstanbul bizi affet,ne olur
biz ettik,sen eyleme!
kaybolan yaşamlardan,
şarkılar kaldı bize...


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
erol Evgin

herşeye hakkım var,,,,,



 






GEÇMEYİN SAATLER,NE OLUR DURUN!
BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM,
BİRAZCIK YAVAŞ OLUN!
YILLARDIR KOŞMAKTAN BIKMADINIZ MI?
HİÇ HALİM YOK BU GECE,
YILLARIN YORGUNUYUM!!!
          KAÇ ASIR YAŞADIM?
          KAÇ YAŞINDAYIM?
          KAÇ BİN YAPRAK ATILMIŞ,ÇÖP KUTUSUNA?
          KAÇ YILA SIĞMIŞ,ONCA ACI HATIRA?
          SAYDIKCA ÇOĞALIYOR,TUTMUYOR HESAPLARIM!
       
BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM...
HERŞEYE HAKKIM VAR!
GÖKYÜZÜ BOMBOŞ,BİRTEK YILDIZ YOK.
SIRILSIKLAM DÜNYA,AĞLIYOR MU BULUTLAR?
NE OLUR GÖZYAŞLARINI BANA BIRAKIN,
SİZ GÜLÜN BU GECE,
BEN AĞLAYACAĞIM!
NEDEN ESMEZ OLMUŞ RÜZGAR?
O DA MI ÇALMAYACAK YOKSA KAPIMI...
UYUMUŞ MU ACABA DOST MARTILAR?
ONLAR DA KUTLAMADI YENİ YAŞIMI...
          GÜLMEK GELİYOR BİR AN İÇİMDEN!
          ACEMİ BİR TEBESSÜM DUDAKLARIMDA;
          KARDA AÇAN GÜNEŞ KADAR YAPAY!!!
          VE YENİDEN HÜZÜN ,YENİDEN YAŞLAR...
       
BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM...
HERŞEYE HAKKIM VAR!
GÖZLERİMİN ÖNÜNDE BOŞLUK;
KAPKARANLIK DÖRT DUVAR....
VE ÇOCUKLUĞUM;TÜM RENKLERİYLE;
OYUNCAK BİR BEBEK,
KAYNAYAN BİR TENCERE,
ÇUKULATALI PASTADAN BİR DİLİM KAÇAMAK...
HERŞEY NE KOLAYDI,NE KOLAYDI MUTLU OLMAK!
          OYSA BEN SABIRSIZDIM,UZAK SANDIĞIM GELECEĞE...
          ''SEN SAKIN BÜYÜME!ÇOCUK KAL!'' DERLERDİ.
          SEVMEZDİM ÇOCUKLUĞU,TEK ARZUM BÜYÜMEKTİ!
          ŞİMDİ ANLIYORUM,NE DEMEK İSTEDİKLERİNİ...

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM...
HERŞEYE HAKKIM VAR!
BİR KADEH GÖZYAŞI DURUYOR MASAMDA;
HAYDİ,ŞEREFİNİZE YAŞANMIŞ YILLAR!!!

şiir&fotograf
selma Çuhacı

16 Eylül 2010 Perşembe

ah bir dönsen,,,


Sensizlik geceler boyunca
Islak gözlerimde hayalin
Anılar duruyor başucumda
Sanki hiç gitmemiş gibisin


Bırakma bırakma affet beni
Çok mu zor unutmak geçenleri
Hasrete yenilmez gerçek aşklar
Sevince vız gelir ayrılıklar


Ah bir bilsen nasıl pişmanım şimdi
Ah bir dönsen bir daha üzmem seni
Ben çok değiştim inanki
Ah bir gelsen bir tutsan ellerimi
Ah bir sevsen yine eskisi gibi
Sen o zaman gör halimi

Ayrılık tak etti canıma
Yeter hasretinle tükendim
Var mısın yeniden başlamaya
Hepsi bir şakaydı diyelim


Ağlatma ağlatma artık beni
Bir şans ver yıkmadan sevgiyi
Unutma yılların hatırı var
Sevince vız gelir ayrılıklar


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
özkan Turgay
yorum
bendeniz

15 Eylül 2010 Çarşamba

ADIMIZ İNSAN,,,,,

        

        Şu kocaman yaşlı küreyi istila etmiş,milyarlarca canlı türünün taşıdığı ortak isim;İNSAN...Ne kadar büyük bir ayrıcalık,üstünlük ve varsayılan donanımları çağrıştırıyor aslında!Bir isim olmaktan öte,sıfat olabildiği ölçüde elbette...
          Evet!İnsanız...Yada insanmışız!!!Doğduysak birkere yaşamalıyız...Ama nasıl?Ama ne şekilde?Ama neye rağmen?Ne farkeder!Aslolan hayatımız!!!
          Önce iç güdülerle varolabilme savaşı veriyoruz.Yemek,içmek çok basit ve ilkel görünse de yaşamı üstüne kurduğumuz ihtiyaçlarımız!!!Sonra  öğretiler giriyor devreye.Tabii ki yine herşey varolabilme ve gerekleri üstüne!Ve günden güne bizi aşarak , devleşerek büyüyen ve esiri olduğumuz EGO'muz...Ve her zaman ve hep çıkarlarımız!Özveri bir itopya.Paylaşmak bir istisna.Ne mutlu ve ne yazık;çünkü İNSAN'ız...
          Bir köpeği düşünün!!!Hani çoğu zaman biz üstün yaratıklar,birbirimizi aşağılamak amacıyla;bu masum ve asil canlının adını kullanmaz mıyız küfür anlamında!Hani şu sadakat sembolü,bir boğaz tokluğuna canını insanına adayan,çoğumuzdan daha akıllı olduğuna bahse girebileceğim,bir konuşması eksik ;o harika yaratık...Nasıl da gururludur  yerine göre!Çırılçıplak,maskesiz,  dürüstce talep eder;bir lokmayı yada bir okşanmalık sevgiyi!...
          Oysa bizim için;yaşam bir oyun!Komedi,trajedi,müzikal;binlerce maske,  binlerce sahne...Ne güzel de oynarız her rolü;egomuz nasıl emrederse!
          Mesela sabah uyandınız...''Ben''merkezli bir güne başlıyorsunuz yine! Karşı komşu,sabah kapınızı açtığınızda göz göze geldiğiniz, ilk yabancı! Siz yarı uykulu,omuzunuzda günün bütün ağırlığı,''sırası mı şimdi?''diye düşünürken,ilk maskeyi takıverdiniz hemen!Gözlerinizde yapay bir ışıltı, zorla gerilmiş dudaklarınızla gülümserken,ezberlenmiş bir replikle,başlarsınız zoraki bir sohbete;''Günaydın efendim!!!Ne güzel sizi görerek başlamak güne!Ne hoş görünüyorsunuz bugün!!!Niye görüşemiyoruz hiç?Şöyle bir gece ayarlasak da, toplansak,böyle olmuyor efendim!!!''gibi profesyonel yalanlar,nasıl da yorar insanı...
          Derken düşeriz yollara...İstikamet;iş yeri yada işsizlik!Ve sadece bize çıkar sağlayan hedeflerin rotasında seyrederken;bizi ilgilendirmeyen herşeye karşı körlüğümüz ve sağırlığımız;problemlerimizin çözümündeki yalnızlığımızın sebebi ve sonucu aslında...
          Ve diyaloglar...Sırf olması gerektiği için;çıkarlarımıza uzun yada kısa vadede hizmet hesabıyla kurulan diyaloglar!!!Söylenebilen şekli;size işim düştü!Yada söylenemeyen ama aklımızda hep varolan;ya işim düşerse hesapları!!!Nede zahmet verir insana;sebepsiz ziyaretler,alakasız sohbetler, havadan sudan konuşmalar,cevabı dinlenmediği için sürekli tekrarlanan eş, çoluk,çocuk soruları,yatırım amaçlı bol yağlı iltifatlar;çıldırtan zaman hırsızlıkları!!!Oysa tali yollar yerine,ana yolları kullansak;trafikteki aceleciliğimizi ,ilişkilerimize de taşısak ve herkesin bizden daha az akıllı olduğunu düşünme aptallığını aşabilsek;hedeflerimize daha çabuk ulaşırız belki,kimbilir???
          Peki ya sevgi???Onu hiç sormayın!!!Nasıl da severiz sevmeyi...Heryer, her zaman vıcık vıcık sevgi!Çoğu kez uğrunda ölmek yada öldürmek;sevginin büyüklüğünün ifadesi,çünkü aslolan hayatımız...Ve uzayıp giden sevgi listelerinde kendimizce sıralarız,sevdiklerimizin(!) isimlerini.Aslında bu,sevgi değil korku listesidir!Sevdikce daha az zarar görme ve daha çok alma planları! Sevginin fedakarlık olduğunu algılayabilsek,bu liste ne kadar küçülür kimbilir?!
Bizden yardım isteyen birine;''seni severim amma!!!''diye başlamaz mı,  aczimizin ve egomuzun mazereti...Tabii bu dürüst olmayı ve dürüst kalmayı becerebilenlerin açık sözlülüğü.Bir de kendisini dost canlısı,özveri sahibi göstermeye çalışan;4.sınıf artistler,umut tacirleri var!Bunlar,insanlık sıfatını işportaya düşürenler!!!Bunlar insan türünün ,rastlanan en kötü örnekleri!!!  
Başka bir deyişle bunlar;<hayır deme özürlüleri>...Ömürleri boyunca 'hayır' diyemedikleri için(ya yüzleri tutmaz yada onurlarına yediremezler çözümsüzlüklerini)yalan vaatlerinin altında ezilerek,yok olurlar birgün!!! Oysa bilseler ki;baştan savma ve imkansız bir ''evet'',dürüst ve açık bir ''hayır''dan , daha çok insan kaybettirir insana!!!

          Evet,İNSAN'ız...Bu bizim adımız!Ne yazık ki çoğu zaman haketmediğimiz sıfatımız...Ve bir çoğumuz kullanamasa da,doğarken bize sunulan bir şans!!!
          Evet İNSAN'ız...Sevgide iddialıyız!Öylesine severiz ki birbirimizisevgimizi daha inandırıcı kılmak için;sürekli dokunuruz,sarılırız,öperiz...Herkes abla, amca,dayı,yenge,teyze!Yani hepimiz akrabayız?!!Taki çıkarlarımızın çatıştığı noktaya kadar.O zaman görürsünüz,nasıl da unutulur sevgiler!Dostluklar nasıl satılır,birkaç kuruşa!Nasıl vurulur yürekler,nasıl hançerlenir sırtlar,nasıl kaydırılır ayaklar!!!Para,güç,makam sevgisi;nasıl da unutturur bütün sevgileri, dostlukları...
          Oysa insan;aldığından çok verdiğince,ödünsüz ilkeleriyle,tertemiz ve maskesiz yüreğiyle,bedelsiz inanç ve hedefleriyle;kısaca insan olabilmek için gayret sarfettiğince;insandır....

          Şöyle bir bakıyorum da,türümün örneklerine;istifa etsem,diyorum insanlığımdan...Sakın ''estağfurullah''demeyin!Öylesine utandım,öylesine usandım ki insanlığımdan....



çatıdaki çiçekler_sayfa:51
deneme&fotograf
selma Çuhacı

SEVER OLMAK,,,,




          ''Sever''olmak günümüzde çok moda...Yeni tanıştığımız birine bile,adı ve mesleğinden sonra;'ne seversiniz'diye sorar olduk!!!
          Nedense,kendine 'sever'diyenlere,şüpheyle bakmışımdır hep!Sevmek ve sevilene karşı,sevginin gereklerini yerine getirmek;idealize edilen bir hedef aslında!Yani gerçek anlamda;''insan,hayvan,sanat,doğa vs..''severler olmak!!!
          Beni tedirgin eden gurup;sevgilerini;sevdiklerini iddia ettikleri için değil de,kendileri için yararlı kılan;''kendilerini severler''gurubu...

          Hani sanatseverdir bazıları...Gerçek sanatı;gerçek sevenlere saygı duyulur ama,hayatında çöp adam resmi bile çizmemişken,bir resim kültürü almamış ve yaşamamışken;resmi sadece dekoratif bir süs eşyası yada yatırım amacı olarak görüp,kucak dolusu para yatıranlar....Yada;müziğin her türünden çok uzakken,hatta en doğal ses ve en doğal müzik ;insan sesi ve konuşma melodisinde bile müziğe ihanet ederken;sırf etkinlik adına,görüntü vermek çabasıyla hiçbir konseri,festivali,operayı kaçırmayanlar...Yada bir Nazım Hikmet'i,Yahya Kemal'i bile tanımazken,doğru dürüst Türkçe konuşamazken;
Fransız edebiyatından söz edenler;bana kalırsa ''gösteriş sanatı''nın ''ustaları ve sevenleri ''olarak,gerçekten ''SANATSEVER(!)''....
          Hani çiçekseverdir bazıları...Dünyanın dört yanından ithal çiçeklerle donattıkları evlerini,gururla ziyaretcilere açıp,teşhir ederler sevgilerini...Ancak bu çiçekseverlerin oğlu;kurduğu sokak çetesinin başında,ulaşabildiği her çiçeğin boynunu koparıp katlederek,gördüğü heryeşili nefretle ezerek,doğadan intikam almaktadır!!!Belli ki;ithal çiçeksever hanım;özümsediği ithal bir sevgiyle meşgulken,sokakta çiçekleri katleden kendi çiçeğini sevmeyi ve ona ''sevmeyi ''öğretmeyi unutmuştur...
          Hayvanseverdir ya hani bazıları...Kendilerine mecbur ettikleri,doğalarına aykırı yaşamlar içinde hayvanlığını unutturdukları,hayvanları çok severler...Bir sorsak o hayvanlara;onlar da insansever mi acaba?!!Hayvanseverlerin zooloji bilgilerine de şüpheyle bakıyorum doğrusu!!!Neden mi?Her fırsatta hayvan hakları için meydanlara koşan severler;bir yük arabasının önünde ,eti  kemiğine yapışmış,kamçı altında yaşayan ,aç-susuz-yorgun atlar;yada ölüm öncesi düşkünlüğünde  yüklü eşekler;bir kilo süt için canı çıkarılan inekler; denize uzak martılarla hayat yorgunu kargaların bir kırıntı ekmeğin başında girdikleri savaş ve bu savaşta bir kırıntı pay almaya çalışırken telef olan serçeler ve niceleri için ne düşünürler acaba???Bunlar hakkı savunulacaklar listesine girmediğine göre,demekki hayvanseverler için başka bir canlı türüne dahil!!!Ve hayvanlar alemi sadece kedi,köpek ve birkaç kuştan ibaret ;severler için...Sokak hayvanları da ortada kalanlardan!Tek şansları(!) ölümleri umursanıyor(!)...Sokak hayvanlarını gözleriyle sevenler;bu sahipsiz hayvanların ,sahipsiz sorunlarına çözüm aramak yerine ,sorunları ifade edenlere savaş açıyorlar!!!Bu sahipsiz hayvanların,insanlara zarar verebilme gerçeği gözardı edilip,hayvansever olmak, insansever olmaya tercih ediliyor!Çünkü ,medyatik olan bu!!!
          Bir de çocukseverler var!!!Sahipsiz sokak çocukları için,habire toplantıdan toplantıya,geceden geceye koşturan severler!Bu koşturma esnasında;yoluna çıkan ''boyacı,mendilci,cikletci vs.''nice sokak çocuğunu itip kakan,azarlayan,daha kötüsü görmeyen;çocukseverler...Sokaktaki çocuklar adına;onlara gelir sağlamak için düzenlenen konserlerin,güzellik yarışmalarının yapıldığı mekanların  içinde;patlayan flaşlara,kameralara poz verip,sokak çocuklarının durumunu gözyaşları içinde uzun uzun anlatan nice ünlü medya yıldızı,o mekanı terkederken;etrafını saran sokak çocuklarını;kendisini  koruyan koruma ordusunun itip kakmasına,hırpalamasına izin verip göz yumabiliyor....Böylece o ateşli çocukseverlik gösterileri;flaşlar ve kamera ışıkları söndüğü an sönüp gidiyor...Çünkü kolay olan bu!!!
            Severolmak;severolabilmek bir meziyet!Ama severolmadan önce ''değer''olmayı başarabilenler için.......


çatıdaki çiçekler_sayfa:73
deneme&fotograf
selma Çuhacı

palmiye ağacı ve beştaş ,,,,

  
  Çocukken anlamazdım;büyüklerimin her vesile ile maziye dair birşeyleri
özlemle hatırlayıp,o günleri yeniden yaşayabilme arzularını anlayamazdım...Altı
üstü 3-5 senelik hayatımda,özlenecek kadar uzak değildi ki yaşadıklarım!Zaman denen,dost yüzlü düşmanla tanışmamıştım henüz!
Bir umut tuzağında,hüzünlerle vurulmamıştı yüreğim ve mazi denen sığınağı
keşfetmemiştim o zamanlar!!!Üstelik hayat yolunu yürümek için,hatıraların bastonuna da ihtiyacım yoktu...Ne zaman ki tökezlemeye başladım;yalnızlık
çukurlarında,ne zaman ki ruhumun bir bacağını sakatladı_ kaybedilenler ve
gidenler_;artık bastonsuz yürüyemez oldum hayatı...Ben de maziye yaslandım
şimdi!!!

   Ben Aydın'da doğdum ve Aydın'da geçti çocukluğumun en güzel yılları!!!
Yaşadığım bütün güzellikleri,bu şehirle özdeşleştirdim.Yine Aydın'da olsam
şimdi;yine aynı sokaklarda,yine aynı insanlarla;devam edecek sanki mutluluklar kaldığı yerden;PALMİYE AĞACI veBEŞ TAŞ OYUNU arasında...

   Aydın'ın Pınarbaşı semtinde;iki katlı bahçeli evlerden kurulu,şirin mi şirin
bir sokaktaydı evimiz.Karşı sıramızdaki evler,Aytepeye yaslanmış gibi dururdu.
Öyle merak ederdim ki;o tepenin ardını.O tepeyi aşarsam,masallardaki dünyayı
bulacağımı sanırdım,çocuk aklımla...
   Mahallemizdeki komşuluk ilişkileri,günümüzde hayal bile edilemeyecek
kadar,samimi,sevecen ve dostcaydı.Annelerimiz,öğleden sonra gezmelerinde
biraraya gelir,biz çocuklar önce okul sonra oyunlarımızda;sıcacık sevgiler yaşardık...
   Oyunlarımız için en mükemmel mekan;karşı evin bahçesinin ,geniş beton
duvarıydı.Bir Manolya ağacı vardı bahçenin köşesinde;duvara yaslanmış.
Manolya'nın gölgesinde,duvara bağdaş kurup oturur;beştaş oynardık!!!
Oldukca ustaydım bu oyunda;taşları hiç elimden düşürmeden ,bir havaya
fırlatır,bir yere koyar ama en sonunda bütün taşları  toplar ve asla avucumdan
taş kaçırmazdım...
   Derken,annelerimiz gittikleri ziyaretlerden,babalarımız da işten eve dönmeye
başlar,bizim de oyun saatimiz sona ererdi!Babamın gelişini,henüz arka sokakta
iken çaldığı klakson sesinden anlardım.Bu öyle özel bir klakson sesiydi ki benim için;her zaman diğerlerinden ayırabilirmişim gibi gelirdi...
   Babam arabasından iner inmez,önce başımı okşar ve hemen ardından bahçe
demirinin kenarına yanaşıp;Palmiye ağacının sabahtan beri ne kadar büyüdüğünü kontrol ederdi...Babamın tüm çabalarına rağmen,güdük kalmıştı
Palmiyecik...
   Bir bahçıvanımız vardı;Ahmet amca...Öyle severdi ki çiçekleri,öyle şefkatle
dokunur,okşardı ki toprağı,yaprakları.Üstelik bilgiliydi de;O na görePalmiyecik
toprağına yabancıydı!Asla büyümezdi...Bu yorum babamın hiç işine gelmez,
Palmiyenin büyüme hızını kontroletmeyi sürdürürdü;büyük bir umut ve sabırla!


   Derken,birgün gitmek vakti geldi....
Komşu evin duvarında BEŞTAŞ oynayan küçük bir kız çocuğu,küçük bir Palmiye ve ona dair tüm emekler bu şehirde kaldı!
   O döneme ait tüm hatıraları bir çekmeceye kilitlercesine;kapattık bir yaşam dönemini...


   Şimdi,çocukluğumdan yıllar sonra;başka bir şehirde yaşam duvarının üzerine
oturmuş  yine  Beştaş oynuyorum!Ama eskisi gibi usta değilim bu oyunda...
Hayatımın bütün taşları avucumdan kaçıyor,darmadağın etrafa saçılıyor!!!
Sevgileri,güzellikleri,umutları,seneleri tutabilmek elimde hiç kolay değil artık...
Ve yüreğimdeki güdük Palmiye büyümedi,büyümüyor nedense!?Sıcak sevgileri,güneşli gözleri,başka toprakları özlüyor.....



  Bir süre önce bir iş uydurup,Aydın'a gittim;
Yıllardır kilitli duran çekmeceden çıkarmak için çocukluğumuve çocukluğumun
güzelliklerini...
  Sokağımıza gelene dek yaşadığım hayal kırıklığına rağmen,sokağımızı ve sokağımızın insanlarını bıraktığım gibi bulurum umuduyla geçiştirdim;içimdeki
yabancılık duygusunun acısını...
  Ne yazıkki sokağımıza geldiğimde;tarifsiz bir şaşkınlıkla irkildim...
Son bir gayret evimiz;kaledeki son asker misali,etrafını saran beton yığınlarına
direniyordu!Aytepeyi görmek istedim;bir beton dağ kesti önümü!!!Sokakta oynayan çocuklara baktım;acaba arkadaşlarımı görebilir miyim diye;nice yabancı yüz...Ne tuhaf!Yaşıtlarımı aramam gereken yüzler;bu çocuklar değil,
orta yaşlı insanlardı oysa!!!Nedense herşeyin , hep aynı kalacağını kalacağını
düşünmek konusundaki yanılgımla;ben çocuklar arasında tanıdık bir yüz arıyordum...
  Karşı komşumuzun duvarına baktım;küçük bir kız gülümsüyordu,elindeki
taşlarla oynayarak...Dokunmak istedim,kayboldu!!!
  Bahçemizdeki palmiyeciğe baktım;boyu neredeyse evin boyuna ulaşmıştı!
Belliki o da öğrenmişti değişenlerle değişmeyi...


  Yeniden açtım çekmeceyi ve maziye dair herşeyi yeniden kilitledim...
Ve artık biliyorum ki;Beştaş oynayan küçük kız ve küçük Palmiyenin ait olduğu
yer;ÇOCUKLUĞUM...
  Ve hatırlamak güzel olan!!!
Yeniden yaşanırsa yaşanmışlar,başka bir zamana taşınıp rahatsız edilirse hatıralar;birşeyler acıtılır,yitirilir,büyü bozulur...
   

  Maziyi kendinden koparıp,rahatsız etmemek gerek........

çatıdaki çiçekler_sayfa:29
şiir&fotograf
selma Çuhacı

13 Eylül 2010 Pazartesi

YILLAR SONRA',,,,,



YILLAR SONRA FARKINA VARIYORSUN;
NASIL BİR GİRDABA DÜŞTÜĞÜNÜN.
BATTIKÇA BATIYORSUN!
BOĞAZINA KADAR YALNIZLIK,
BOĞAZINA KADAR HÜZÜN...
                   AĞAÇLAR DEVRİLİYOR,
                   CAMLAR KIRILIYOR,
                   GECELER DOLUYOR GÖZLERİNE!
                   KAN DAMLIYOR GÜLÜŞLERİNDEN!
                   VE SEN,ALÇIDAN BİR HEYKEL MİSALİ;
                   UTANIYORSUN,ÇARESİZLİĞİN BÖYLESİNDEN...
İMKANSIZ BİR YARIN,
KAYBEDİLMİŞ BİR DÜN...
KARANLIĞIN GÖZLERİNİ DELEREK,KARA TRENLER GİBİ GEÇİYOR ÖMRÜN!
BİR MEŞALE YANIYOR, ÇOK UZAKLARDA;
YALNIZ SENİN BİLDİĞİN,GÖRDÜĞÜN...
                   VAHŞİ OTLAR SARIYOR YÜREĞİNİ!
                   KAPILAR KAPANIYOR UMUTLARINA!
                   VE SEN;
                   YARALI BİR HAYVAN GİBİ,DÖNÜP DURUYORSUN;
                   10 METREKARE YALNIZLIĞINDA...

SEVİYORLAR SENİ!
SEVDİKCE EZİP,UFALIYORLAR...
BORÇLANIYORSUN HİÇ DURMADAN!
ÖYLE BİR FATURA BİNİYOR Kİ OMUZLARINA;
İPOTEKLENİYOR ÖMRÜN...
                   ÖNCE DÜŞLERİN GİDİYOR ELDEN,
                   SONRA GERÇEĞİN!
                   NE BEYİN SENİN BEYNİN,NE YÜREK SENİN YÜREĞİN.
                   BİR UZUYOR,BİR KISALIYOR İPLERİN.
                   VE SEN BAŞKASI OLUYORSUN;
                   SIRF BAŞKALARININ,HATIRI İÇİN!

HAYIR DEMEYİ HİÇ BİLMEMİŞ,
İSYANA GÜCÜ YETMEMİŞ,
ARZULARI ÖRSELENMİŞ;ÇIRILÇIPLAK BİR ONURLA,
DÜŞLERİN SATILIYOR,BİR DÜŞ PAZARINDA...
                   GÜNEŞLERİNE UZAK,KARANLIĞA SÜRGÜN,
                   VE AYNALARIN YÜZÜNE TÜKÜRÜP,BİRGÜN;                   
                   LANET EDİYORSUN YAŞADIĞINA....


şiir&fotograf
selma Çuhacı

önce ölmek gerek,,,,




        İster insan ol,ister hayvan;önce ölmek gerek,değer görmek adına!!!
Hani nicelerinin dirisi vız gelirken dünyaya;kıyametler kopar,ölüsünün başında!
Hani ölüler gerek ya ,yaşam sofrasındaki leş kargalarına;o yüzden hiç şansı yok dirilerin!Önce ölmek gerek,yaşatılmak adına...

          Av hayvanlarını düşünün!!!Daha doğrusu kaderi avlanmak olan hayvanları...
          Örneğin bir yılan!!!Dirisinden korkulan,kaçılan;o zararlı,o soğuk,o çirkin sürüngen olarak adlandırılan hayvan;avlanıp da yüzülüverince derisi;paha biçilmez değer kazanan...
          Yada bir fil!!!Ağırlığınca hafife alınan,yaşamı fazlaca umursanmayan;  aslında zararsız ama kendine düşman olana acımayan o dişli hayvan;hani avlanıp da sökülüverince cesedinin dişleri;paha biçilmez olur,insanoğluna geçiremediği dişleri...Yani fillerin de;dirisi değil,ölüsü gerekli!!!
          Nice güzel,masum hayvanın,doğadaki misyonu gözardı edilip; bazen boğaz derdine,bazen spor olsun diye;bütün dengelere,bütün güzelliklere sıkılan nice kurşun,atılan nice olta,kurulan nice tuzak...Yazık!!!Sırf mideler doysun,cepler dolsun diye...Yani birçok hayvanın dirisi değil,ölüsü gerekli!

         Ve İNSAN!!!Öldükten sonra ,en çok değer kazanan...
         Hani sahipsiz yaşar da ahir ömrünü,nedense paylaşılmaz olur ölüsü!!!Yaşarken arayıp sormaz da kimse,çalmaz da kapısını;ölüsüyle paylaşır nice kalabalık;merhumun yalnızlığını...Nede olsa;diriyi değil ama ölüyü yalnız bırakmak ,insanlık(!)ayıbı...
         Dirisine kulak vermez de hiçkimse;çığlık atsa,haykırsa,dönüp bakmaz da;sus pus olur herkes ölüsünün başında;artık söyleyemeyeceklerini duymak çabasıyla... Önce ölmek gerek  ya;sesini duyurabilmek adına!!!
         Kimse     sahip çıkmazken dirisine,ölüsü paylaşılmaz olur insanoğlunun;herkes arkadaşı,herkes yakın dostudur!
         Rahmetli belki de;bir yol,bir kapı açamadan kendine ,göçüp gitmiştir de bu dünyadan, ama ne garip ki;ölüye saygıyla durup çekilir herkes;bütün yollar açılır,hiç sorgulanmadan...  
         Bir de sel gibi akmaz mı onca gözyaşı....Yaşarken imdat istediği,aman dilediği onca insan ,gülüp geçerken garibanın haline;işe yaramaz timsah gözyaşları ,nasıl da akıtılır,cesedinin üstüne...
         Sorulunca herkes ,''çok iyi adamdı''der,arkasından;anlatır da anlatır, nasıl da abartarak;belki de yalan!!!Ölünün arkasından konuşulmaz ya,ondan... Belki adam beş para etmezin biriydi,belki azılı bir caniydi!Ama olsun;öldü ya,ölüye saygı gerekli...Belki de tam tersi;yaşadığınca her dostu,her arkadaşı vurdu da sırtından;konuştu,uydurdu da hakkında;ne oldu onca laf,onca dedikodu??!Adam öldü ya;dünyanın en iyi adamı oldu!!!Aslında,sizi nasıl tanırdı diye,merhuma da sormak belki;en doğru olan...

          Ve insan!!!Ölülerle dirilerin yarışında, hep ölüleri kazandıran,insan!!!
         Paramparça ettiği hayatlar sonlanınca;bu hayatları kitap sayfalarında toplayan!;
         Sadece düşündüğü için ,düşüncelerinden sürgün yaşamaya zorladığı beyinler ölünce;,artık zarar gelmeyeceği ve düşünemeyeceği garantisiyle,bu beyinlerin dev heykellerini şehir meydanlarına kök saldıran!;
         Yaşarken ;bir notası,bir satırını kaale almazken nice ruhun ;öldükten sonra  geceler düzenlenip o ruhların yarattıklarıyla; üstüne yıldızlar yağdıran ;ve üstüne konduğu sanat ganimetiyle cebini dolduran!Kendine paye çıkaran!;
         Konuşan dilleri susturup konuştuğunca;ölümünden sonra o dilleri;cesedinden hırsızlayıp,kendi ağzına takan!;İNSAN...
       

         Diriyi yaşarken öldürüp,ölüyü yaşatan;insan!!!
Önce ölmek gerek;yaşamak istiyorsan!!
!


çatıdaki çiçekler_sayfa:79
deneme&fotograf
selma Çuhacı

TAŞIYALIM MI ABLA?!!,,,

               
        ''Taşıyalım mı abla?!''...''Taşıyalım mı abla?!''...
Yer;herhangi bir semt pazarı.Cılız bedenli,kömür gözlü,sırtında boyuna denk küfesi;peşimde koşan onlarca çocuk...''Taşıyalım mı abla?!Ne verirsen!!''...  Onlar bir çoğumuz için birer figüran.İsimleri yok,yüzleri yok!!!Pazar yerindeki sergiler,sebze-meyveler kadar olağan görüntüler.Onlar birer figüran!!!Ya poşetlerimizi mümkün olduğunca ucuza taşıttığımız birer yük aracı yada kızdığımız,azarladığımız rahatsız edici pazar teröristleri...
          Bugüne dek kaç kez çıktım pazara.Her seferinde o denli konsantre oldum ki,en iyi malı en ucuza alma savaşına!Elimde poşetler,kalabalıkla sürüklenmemeye direnç gösterirken;gözüm etiketlerdeki fiyatlarda,aklım cüzdandaki para neye yeter hesaplarında...Sergilerde seçmece telaşı içindeyken,santrifüj misali ,beni habire döndüren yönsüz kalabalığın savurucu etkisi yetmezmiş gibi,birde kolumdan çekiştirip ;''taşıyalım mı abla?''
diye sormazlar mı adama?!!Deliye dönüp,basardım azarı;''İstemem çocuğum!!!
Hayır çocuğum!!!''...
          Fakat bugün ilk defa farklı birşey oldu!!!''Taşıyalım mı abla?!''sesiyle eteğimin çekiştirildiğini farkettiğim anda,döndüm ki arkama;baktım kimsecikler yok!Eteğimin ısrarla çekiştirilmesiyle,biraz indirdim gözlerimi ;boyu belime bile ulaşmayan küçücük bir beden,küçücük bir yüz...Ve o yüze yerleştirilmiş,bir çift kocaman kömür göz...Öyle bir baktı ki gözlerimin içine;öyle bir gururlu,öyle bir kararlı..''.Taşıyayım mı?''diye sordu!!!''Neyi yavrum ?''dedim,''Nasıl?''...''Bu küçücük,bu zayıf bedenle?!''...''Siz merak etmeyin''dedi,''Ben güçlüyüm!''...Evet!Güçlüydü,belli...Yaşı henüz,altı-yedi.Akranları evlerinde,onun taşıyacağı sebze-meyveleri yemekte nazlanıp,cilveler yaparken;okulları,oyunları,yemekleriyle sorun üstüne sorun üretirken,o nasıl da sırtlamıştı koca bir hayatı,bana mısın demeden!!!Tabii ki taşırdı,birkaç kiloluk poşeti!Belki de taşıyacağı tüm paketlerin,onda birini bile almaya yetmeyecek bir para için!!!
          Birşey düğümlendi boğazımda!!!Bir ateş,bir öfke sardı içimi;ama bu defa yük arsızı bu çocuklara değil,bu çocuklara yük olan hayata...
          ''Hiç canın çekmez mi çocuk?''diye geçirdim içimden;taşıdığın poşetlerdeki alamadıklarına,yiyemediklerine!!!Peki o  kadın,o  adamları   koymazmısın,kendi ananın -babanın yerine???Annesinin elinden tutmuş,ağlayıp,sızlayan;onu al,bunu al diye şımaran çocuklara hiç imrenmez misin?Olmak istemez misin onların yerinde...Ve hiç düşünmez misin;niye böyle yazılmış bu oyun ve senin rolün neden bu diye???
          Affet beni çocuk!!!Affet!!!Sen,o ve diğerleri...Sırtınızda size taşıttığımız bu hayat için;hepimizi affedin!!!
çatıdaki çiçekler_sayfa:69
deneme&fotograf
selma Çuhacı

BEN,HÜZÜN BAĞIMLISIYIM,,,,

             Yolun yarısına merdiven dayadığım bir yaşta farkettim,ruhsal özürümü...
Tıpkı alkol gibi,uyuşturucu gibi,ruhumu pençesine almış,karekterimin bir parçası,hayatımın sabit duygusu;VAZGEÇİLMEZ BİR HÜZÜN!!!
     Benim tercihim değil bu!Doğduğum günden bu güne,sürekli enjeksiyonlarla     alıştırıldım hüzüne.Ve şimdi,ben bir bağımlıyım....
    
     Şöyle bir düşünün;ilk doğum anında,gülen bir bebek var mıdır?
İlk çığlık,ilk ağlama ve popoya atılan ilk tokatla alınan ilk nefes!Yani ilk nefes bile, ağlamayla mümkün...
Henüz konuşamazken,hatta düşünemezken;ihtiyaçlarını, memnuniyetsizliğini,
ağlayarak ifade etmez mi,küçük bir bebek?Siz ,kahkaha  attığı için,karnı doyurulan,avutulan bir bebek gördünüz mü hiç???
     Düşüncenin ve sözcüklerin devreye girdiği yıllarda bile,istenilen bir oyuncağa sahip olmak yada yapılan bir yaramazlığı affettirmek için,gözyaşlarına başvurulmaz mı?Siz,kahkahalar attığı için,hataları affedilen bir çocuğa rastladınız mı?
     İşte böyle gelişir ve şekillenir kişiliklerimiz,davranış modellerimiz...
Gözyaşı silahının gücünü farkettiğimiz andan itibaren,MELANKOLİ;bir sığınak,bir yaşam tarzı olarak,kara bir perde gibi düşer; gözlerimize,yüreğimize...
     Büyüklerimizin yanında,kahkahayla,doyasıya gülmek;bir terbiye eksikliği olarak değerlendirilirken,gözyaşları;duygulu,hassas,ince ruhlu insan mertebesine yükseltmez mi bizi???
     Dozu kaçmış gülmelerden sonra;''bugün çok güldük,Allah hayıra çıkarsın!!!'' telaş ve korkularıyla gölgelenmiş mutlulukları,az mı yaşadık?Yani çok gülmek;bir felaketi yada tehlikeyi çağırmak....Oysa çok ağladığımız için,güleceğimizden korkmadık ki hiçbir zaman!!!
     O kadar alışmışız  ve sevmişiz ki hüzünü;hüzün hayatımızın her yerinde...
En sevdiğimiz filmler;acıklı olanlar!En se vdiğimiz şarkılar;ayrılık,acı ve hüzün taşıyanlar!Bir şarkı yada bir şiirin güzelliğini anlatmak için,beni ağlattı demek,
yeterli olmuyor mu çok zaman?
     Çok mutlu bir insanın bile ağlamak için ,bir sebebi var!!!Sorarsanız cevap:mutluluktan ağlıyorum...Başarılar bile ağlatıyor bizi;o zaman da gururdan ağlıyoruz...
     Her vesile ile acı çekmek,hüzünlenmek;vazgeçilmez bir haz!!!Çünkü biz;HÜZÜN BAĞIMLISIYIZ...
     Eski mektupları okur ağlarız,eski fotoğraflara bakıp ağlarız!Yaşandığı anda hiçbir anlam ifade etmeyen günler,geride kalıp da erişilmez olunca,mükemmel bir  hüzün vesilesidir...
Çünkü biz;HÜZÜN BAĞIMLISIYIZ...

     GÜLMEK;çok zaman ayıplanan,yadırganan,hatta fazlası felaket habercisidir diye yorumlanan bir duygu reaksiyonu iken,AĞLAMAK;herzaman yüceltilmiş!!!
İşte size iki örnek,iki atasözü:''ağlarsa anam ağlar'' ve ''gülme komşuna gelir başına''...Ana kavramının yüceliği   ve eşsizliği ile özdeş ;''ağlamak''   ve    bir insana karşı duyarsızlığın,vefasızlığın tanımı;''gülmek''...
     Eşinize ,dostunuza;''ben ikimizin yerine ağlarım''demek,büyük bir fedakarlık ifadesiyken,''ben ikimizin yerine gülerim''demeyi,denediniz mi hiç?Yüzüne bakıp da ağladığınız için;gocunan,alınan  bir insan oldu mu hayatınızda?Ama bir insanın yüzüne bakıp da gülün bakalım,neler oluyor!!!

     Evet ben,hüzün bağımlısıyım...Tıpkı diğerleri gibi!
Bu bir yaşam tarzı!Bu vazgeçilmez bir bağımlık...Ama diğer bağımlılıklar gibi,tedavisi istenen bir bağımlılık,bir sosyal dışlanma vesilesi değil...Tam aksine!
BEN HÜZÜNLERİMLE YÜCELTİLDİM....
 


çatıdaki çiçekler_sayfa:47
deneme&fotograf
selma Çuhacı

8 Eylül 2010 Çarşamba

çelişki,,,



gölgem yok bu gece,öylesine karanlık...
bir ateş yanıyor içimde ,ortasında pişmanlık...
düştüğüm uçurumlar,cesaretsiz,alçak!
korkarım bu karanlık,iki güneş doğuracak....

iki sancı,iki yolcu,bir hancı
yüreğime sıkışmış,iki sevda!
iki yaşam ,iki ölüm ve arasında,
kararsız,umarsız iki dünya...

iki hasret,iki nefret,bin hata
avucumda iki çiçek,iki sevda!
biri yaşam ,biri ölüm ve arasında,
iki insan,iki günah,iki dünya...

nefesim donuyor bu gece,öylesine soğuk var...
girdaplar dönüyor içimde,ortasında yüreğim...
boğuldum denizler, bir kaşık su ancak!
şu yüzdüğüm bataklık,iki deniz doğuracak...
 

şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
by rejisor(yavuz Çuhacı)

içimdeki şairi öldür,,,,

   
 


İKİ AYRI İNSAN VAR İÇİMDE!
BİRİ  BEN,BİRİ O HÜZÜN ŞAİRİ...
BENİ SEV AMA,İÇİMDEKİ ŞAİRİ ÖLDÜR!
SEN ONU ÖLDÜRMEZSEN EĞER,
O,  BİRGÜN MUTLAKA ,SENİ ÖLDÜRÜR!!!

O,BİR HÜZÜN ŞAİRİ,
ACILARLA BESLENİR...
ONA ŞİİRLER GEREK,
YAŞAMAK MÜHİM DEĞİL...
BEN TÜKENDİKÇE,
O,YENİLENİR,DEVLEŞİR...
ONA YALNIZLIK GEREK,PAYLAŞMAK DEĞİL!

HERŞEYİN KARASINI SEVER!!!
KARA KIŞ,KARA SEVDA,KARA GÜN,KARA YAZGI....
KARA GÖZLÜKLER TAKAR,KARALAR GİYİNİR...
GÖZYAŞIMLA DOLDURUR KALEMİNİ.
HER ŞİİRE BİR ACI GEREK,O BUNU İYİ BİLİR!

BİR SEVDA BİTMELİ Kİ,ONA İLHAM GELSİN.
BENİM CANIM YANMALI Kİ,O ŞİİR YAZABİLSİN.
BİLİYOR YA,MUTLULUĞUMUN SEBEBİ SENİ;
FARKINDA YA,BU AŞK MUTLU  BİTECEK GİBİ,
OLUR YA, ŞANSIM BU KEZ DÖNEBİLİR,
KORKUYOR BU YÜZDEN!
SENİ HERAN ÖLDÜREBİLİR...

BÜTÜN PERDELERİMİ AÇ;
KARANLIĞI SEVER ,HÜZÜN ŞAİRİ.
RÜZGARLARI KOŞAR PEŞİMİZE;
SIKI TUT YÜREĞİMİ.
PUSU KURAR,NÖBET  TUTAR,ACILAR BİRİKTİRİR,
KASTI VAR AŞKIMIZA;SIRTIMIZDAN VURABİLİR!

HER SON,HER VEDA,HER YALNIZLIK;
YENİ BİR CİNAYET,YENİ BİR ŞİİR...
İÇİMDEKİ ŞAİRİ ,SEVDANLA ÖLDÜR!
SEN ONU ÖLDÜRMEZSEN EĞER,
O SENİ ,HERAN ÖLDÜREBİLİR!


hep bir yarın var_sayfa:58
şiir&fotograf
selma Çuhacı

İBADETİM,,,,

                


SENSİZLİK VAR YARINLARDA,
BİLİYORUM,  GİDECEKSİN!
YENİK DÜŞÜP İMKANSIZA,
BİZ AYRILDIK,DİYECEKSİN!

SARILDIĞIM MUTLULUKLAR,
YOK OLACAK YOKLUĞUNDA.
VURACAKSIN YÜREĞİMDEN,
BİR ELVEDA KURŞUNUYLA.

SENİ SEVMEK ,İBADETİM!
VAZGEÇEMEM BİLİYORSUN.
İSTER DOĞRU,İSTER YANLIŞ,
SEVİYORUM ,LANET OLSUN!

YAŞANACAK HATIRALAR,
ÖLENE DEK ,DEFALARCA.
GÜN SAYACAK ,YILGIN KALBİM
BİR MÜEBBET YALNIZLIKTA...

KAN KIRMIZI ŞAFAKLARDA
YOLLARINA DÜŞECEĞİM.
GÖZYAŞIMLA SEVİŞİRKEN,
DÜŞLERİMDE GÜLECEĞİM...
 

şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
erol Evgin&murat Evgin

beyaz miras,,,

kuytu,suskun,yüksek saçaklardan
damlar,gök mavisi billur elmaslar...
masum,ürkek,halsiz hallerdeyim!
çapkın,utangaç,dipsiz diplerde...

üşüyorum yaz sofrasında
yanıyorum bir bakıma...
bu çelişik duygular;
kuşkulu yaşam kadar!
nerde başlar beyazlar?
nerde biter siyahlar?

yazılmamış bir şarkı
çizilmemiş bir resim
söylenmemiş sözler
kalsın yarınlara...

keşfolmamış bir yerler
bozulmamış ezgiler
kirlenmemiş bir dünya
kalsın yarınlara...

şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
by rejisor(yavuz Çuhacı)


2.Pamukkale Uluslararası Şarkı Yarışmasında
yavuz Çuhacının bestelediği ve harun Kolçak'ın
seslendirdiği  bu şarkı,2. olarak ,
Avusturalya'da aynı yıl ülkemizi temsil etti

neden?!,,,,

          
çok eskiden tanırım,sevdanın bu yüzünü...
binlerce kez oynadım,terkedilen rolünü!
hep aynı sahne işte,veda edip ayrılmak.
bana yabancı değil,girdiğim çıkmaz sokak!

ne aşklar geldi geçti,şu köhne yüreğimden...
en güzel anıları,söküp attım içimden!
hep aynı yazgı işte,isyan ederken susmak,
bana yabancı değil,girdiğim çıkmaz sokak!

hiç korkma gücüm yeter!
bu ne ilk ,ne son acım!
hiç korkma zaman geçer!
iyi kötü yaşarım...

peki neden öyleyse,
bir buruk ,ezik içim...
neden daha şimdiden,teslim olmuş gibiyim...
oysa kaç kez yıkıp da,baştan kurdum dünyamı!
şimdi böyle çaresiz,yenik düşen ben miyim?!
 

şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
erol Evgin

güz delisi,,,,,

  
 


düş bozumunda,bak yine bir eylül.
ve sen,güz delisi gönlüm
gül inadına gül...
düş kanadında,bak uçuyor ömür.
ve sen,göç delisi gönlüm
gül inadına gül...
düş karasında,son alevi söndür.
ve sen dert kölesş gönlüm
gül inadına gül...

gitme!
güz delisi koca gönlüm.
o rüzgarlı sevdalarla,
vuracaklar seni birgün...

gitme!
güz delisi koca gönlüm.
o yağmurlu bakışlarla,
vuracaklar seni birgün...

etme!
vuracaklar seni birgün!
pusu kurmuş bekler hüzün,
güz delisi,koca gönlüm...


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
murat Evgin

yanımda sen olmalıydın,,,,,



içimde tuhaf bir sıkıntı.
nasıl da sancıyor şakaklarım...
sırtımda koskoca bir dünya,
zindanlar dolusu yalnızlığım...

nedir bu zulüm?bu gölgeler kim?
kim bu yanımdaki,sahte sevdalı?
neden, sen hep düşlerde kalasın?
neden gerçek olan,hep bir başkası?!

oysa sen...sen olmalıydın,beklediğim yolcu.
senin için giyinip ,kuşanmalıydım!
yüreğimin yarısı ,bir tek senin hakkındı.
şimdi yanımda ,sen olmalıydın...


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
murat Evgin

ben imkansız aşklar için yaratılmışım,,,,




bir yumak sarar gibi,geçtim acılardan.
bir kilit yüreğimde,bir demir kapı...
kuş uçmaz ,kervan geçmez biryerlerdeyim,
belki de aşk dediğin ,böyle olmalı...

ben imkansız aşklar için,yaratılmışım.
ne kavuşmayı bilirim,ne unutmayı.
kayboldum kuytusunda yalnızlıkların,
yaşadım ,en karasını sevdaların....

sensizlik bir ok gibi,canıma saplanmalı!
coşmalı yanardağlar,kasırgalar kopmalı!
aşkın bir zehir gibi ,kanımda dolaşmalı!
elbette aşk dediğin,erişilmez olmalı...


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
erol Evgin

6 Eylül 2010 Pazartesi

sen unutulacak kadın mısın????



usandım eskimiş yalnızlığımdan,
söyle neredesin ,can yoldaşım!
çok şeyler silinmiş ,hatıralardan,
birtek,seni hiç unutamadım...

geceler arkadaş,sensizliğime.
odam bomboş,şarkılar yarım.
bir yemin,bir dua oldun dilimde,
ne ümidim biter,ne yasım...
gün gelip herşeyi unutsam bile,
sen unutulacak kadın mısın?....

sensiz yılları,sensiz aşkları
inanma ,asla yaşamadım...
solgun düşlerde,birkaç kadehte
sen unutulacak kadın mısın?...
 

şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
erol Evgin

BİR SEVDA YEŞİLİ,,,,



BİR SEVDA YEŞİLİ GETİR BANA,
GİYİNİP KUŞANSIN DALLARIM.
GÜNEŞİN ELLERİYLE ISIT BENİ,
YÜZÜ GÜLSÜN TOPRAĞIMIN.

BIKTIM ,GECENİN ISLAK GÖZLERİNDEN!
ŞENLİĞİNİ ÖZLEDİM YILDIZLARIN.
BİR HASRET ÖRTÜSÜ,SİMSİYAH BİR KAR;
VARILMAZ,AŞILMAZ OLDU YOLLARIM...
YETER BU ÖLGÜN YAŞAMAK,YETER!
YETER ,KİRLİ BEYAZ YALNIZLIĞIM...

RÜZGAR BAKIŞLIM,ASİ AŞKIM
KEYFİNCE ES,YÜREĞİMDE!
NERDEYSE DÖNER KIRLANGIÇLAR,
NERDEYSE DÜŞER İLK CEMRE...


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
by rejisor(yavuz Çuhacı)

beyaz yelkenli,,,

      
ÖLÜ BİR DENİZ GİBİ,ÇAĞIRIR SESSİZLİĞİN.
ROTASI ÇİZİLMEYEN YOLCULUKLAR GİBİSİN!
GÜCÜNÜ BİLİR MİSİN,SÖYLEMEDİKLERİNİN?
O SUSKUNLUĞUN Kİ; SEVDAMIN SEBEBİ...

ANLAMADIM MI SANKİ,SÖYLEMEDİKLERİNİ!
FARKETMEDİM Mİ SANKİ,O MAHCUP TELAŞINI!
DUYAMADIM MI SANKİ,YÜREĞİNİN SESİNİ!
SUSTUKLARINI DÜŞÜN,BOŞVER SEN GERİSİNİ...

NE ÇARE BU GİTMELER,GİTTİĞİNCE YAKINSIN.
UMUDA CAN VERMİYOR,YAĞMURU BAKIŞLARIN!
ACISINI BİLİR MİSİN,HİÇ YAŞANMAMIŞLARIN?
O YAŞANMAMIŞLAR Kİ;SEVDAMIN SEBEBİ...

BİR BEYAZ YELKENLİYLE,ÇEKİP GİDEBİLDİK Mİ!
SERSERİ GECELERDE,HİÇ SAVRULABİLDİK Mİ!
BİR BOHÇA SEVDA İLE ,DÜŞEBİLDİK Mİ YOLLARA!
YAŞANMAMIŞLARI DÜŞÜN,BOŞVER SEN GERİSİNİ...


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
erol Evgin

Beşinci mevsim,,,,,


 




96 eurovision _oslo_Türkiye ekibi
KAPANDI SON KAPIM,
VURULDUM BİLMEDEN!
SAKIN O, SEN MİSİN GİDEN?

SOYUNDU DALLARIM,
DELİNDİ    GÖKYÜZÜM,
KAÇINCI SONBAHAR  BUGÜN?

HEP SONDU,HEP ZORDU,ÇOK YORDU YOLLAR!
SEN ORDA ,BEN BURDA,BAK YASTA    YILLAR!

BEŞİNCİ MEVSİME
UYANSA DÜŞLERİM,
HAYALLER ÖLMEDEN GEL!

BEŞİNCİ MEVSİME
AÇILSA GÜLLERİM,
YETER BU SONBAHAR,YETER!

BEŞİNCİ MEVSİME
UYANSA GÜNLERİM,
HAYALLER ÖLMEDEN GEL!

BEŞİNCİ MEVSİME
AÇILSA YELKENİM,
YETER BU SONBAHAR,YETER!



şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
levent Çoker
yorum
şebnem Paker


 

1996 eurovision şarkı yarışmasında
Norveç'te ülkemizi temsil eden
şarkının şiiri....

RÜZGAR MI SENCE?????

Rüzgar mı sence ,
Yüreğini savuran!?
Nicedir yeşillerin, sarıya dönük....
Zırhını kuşanmışsın ,kanatlanmanın......
Hangi vadilere, sürüklenirsin bilinmez???
Hangi bulut ,sırtında taşır seni,
Hangi ada ,koynunda saklar!???

Tam da sönmüşken,
Sırası mıydı bu volkanın ???
Bir mızrak gibi ,
Ta uzaktan hedef almışken seni aşkım...

Yığılmış üstüme hatıralar;
Bir ömürlük ,göçük altındayım......
Belli ki kurtarılamaz ,bir can'ım,
Son kolonu da, kırılmaktayken hayatın..........


şiir&fotograf
selma Çuhacı

bir sevda,,,,,,,

Bir Sevda ;
Benden yeni bir ''ben'' çıkarabiliyorsa ;
O gerçek bir ''sevda''dır bence.......

Bir de benden ''yeni bir ben'' çıkaran ''o sevda'' gittiğinde;
Bendeki ''yeni ben'in'' de,beni terk etmesi;
Eski ben'e geri dönüş yada,
Çok yabancı bir ben'le tanışma;
En kötüsü de ben'siz kalış......
En acı;en onulmaz;en dönülmez yalnızlık ...
Tam bir yokoluş!!!

Ruhum bir uçurumun kenarında;
Bir ayak hatıralarda;
Bir ayak boşlukta;
Bir intihar yolculuğunun sonrasız ,öncesinde;
Tıkmaya çalışırcasına
Tüm yaşanmışlıkları,,
Koca yırtıklı bir poşete;
Dökülüp saçılmak hayatın orta yerine.....
..

şiir&fotograf
selma Çuhacı

TÜRKMENİSTAN MARŞI,,,,(merhaba dünya)



Asyanın kucağında,bir cennet Türkmenistan...
Güneş Ceyhundan doğar,ay batarken Hazardan.
İşte;Ahal,Daşhauz,Lebab,Balkan ve Mari!
Taşıyla,toprağıyla can bildik bu devleti...

Türküler yankılanır,yemyeşil Karakumdan.
Kaçbin umut kervanı,geçti ipek yolundan.
Rüzgar kanatlı atlar,yiğidin göz bebeği!
Bağımsızlık aşkına,canlanır Türkmen kalbi...

Kurulur toy şenliği,oynar yahşi gelinler.
Bir dalaş başlar sonra,çalıp söyler bahşiler.
Haydi şimdi elele,hergün daha ileri,
Sönmedi sönmeyecek,bu uygarlık güneşi...

Sapar Murad Niyazov Türkmenbaşı atamız!
Rahat ol Mahdum kulu,kurtuldu vatanımız..
Saygı,sevgi,hürmetle,zincirlenmiş kalbimiz!
Türkmen boyundan geldik,biz hepimiz kardeşiz...


Merhaba dünya,merhaba!
Gümüş ay ,yıldız merhaba!
Toprağından bayrağına
Özgür yeşile merhaba!
Merhaba dünya,merhaba!
Gönül dostları merhaba!
Gökyüzünden yeryüzüne
Özgür yeşile merhaba!


şiir&fotograf
selma Çuhacı
müzik
melih Kibar
yorum
Kerim Kurbanaliyev

1994 yılında Türkmenbaşı'nın arzusu üzerine
Melih Kibar tarafından bestelenen bu şiir;
Türkmen sanatcı Kerim Kurbanaliyev tarafından seslendirilerek
Türkmenbaşının 19 şubat 94 /doğum gününde
Türkiyeden giden bir heyet huzurunda ve Türkmenistan meclisinin
ileri gelenleri ve cumhurbaşkanının beğeni ve onayıyla kabul edildi

5 Eylül 2010 Pazar

Bir Şarkı Daha Söyle,,,,


Anlat nasıl geçti bensiz yılların
Bana aşklarını sen anlat önce
Göster yüreğinin öbür yüzünü
Bensiz anılarda kim vardı söyle

Susarak haykırdığın kimin ismiydi
Kimi gizliyordun sen düşlerinde
Ben değilsem eğer gözlerindeki
Seni paylaştığım hayal kim söyle

Şimdi bir şarkı daha söyle
Bir gemi daha yak
Bir dünya daha yık, farketmez

Artık böyle gidilmez
Bu kadar acı yetmez
İhanetin olsun fark etmez


şiir&fotograf
selma Çuhacı 
Müzik : erol Evgin - murat Evgin

DEĞDİ Mİ ANNE??

canım annem;esin Erbey Çuhacı'ya ithafen,,,



SENİN DE DÜŞLERİN VARDI,KOCAMAN;
O ÇOCUK YÜREĞİNE SIĞDIRAMADIĞIN...
RENGARENK BİR DÜNYAYDI,MASALLARDAN BAKTIĞIN;
GERÇEĞİNE SABIRSIZLANDIĞIN...
AH BE ANACIĞIM!ACELEN NEYDİ,GELECEK YILLARA?
ONCA GAYRET,ONCA SAVAŞ,ONCA EMEK!
BÜYÜDÜN DE, NE OLDU SANKİ?
DEĞDİ Mİ ANNE?!!

HANİ BEZ BEBEĞİNE CAN VEREN ,SEVGİ OYUNLARINDA;
HANİ ANNELİĞİN O İLK PROVALARINDA;
BESLİYORDUN BENİ,ÖPÜYORDUN,OKŞUYORDUN,
KORUYORDUN YİNE...
DÖVÜYORDUN DA BAZEN;SÖZÜNÜ DİNLEMEDİĞİMDE...
BENİ TANIMANA YILLAR KALA,
HAYALLER KURUYORDUN;BENİM İÇİN!YAVRUN,KIZIN İÇİN...
ÇOCUKLUĞUN SINIRSIZLIĞINDA,
BİR MASAL RESMEDİYORDUN,BEZ BEBEĞİNE;
PEMBE- MAVİ BİR DÜNYA;SEVGİ BAHÇELERİNDE,
ENGELSİZ YOLLARDA...
İSMİM BİLE HAZIRDI,DAHA O ZAMAN!
ONCA HAYAL,ONCA UMUT,ONCA HEVES...
DEĞDİ Mİ SENCE?DEĞDİ Mİ ANNE?!!

YILLAR GEÇİYORDU,YILLAR...
İSTEDİĞİNDEN DE ÇABUK!
ÇOĞALDIKCA YILLARIN,AZALDI UMUTLARIN...
HAYALLERİNİ KIRIP DÖKTÜ HAYAT,HİÇ ACIMADAN!
YAPTIKLARIN HEP AZ OLDU ,YAPABİLECEKLERİNDEN;
RAZI OLMAYA ALIŞTIRILDIN!!!
ACITTILAR SENİ!!!
YÜREĞİNİN EN DİBİNE KADAR,VURUP KAÇTILAR;
ANAN-BABAN,EŞİN-DOSTUN,KARDEŞİN,SEVDALIN,
HATTA HİÇ TANIMADIKLARIN...
OLMAK İSTEDİĞİN HİÇBİR ŞEYİ OLAMADIN!
OLMAK İSTEDİĞİN HİÇBİR YERDE OLAMADIN!
KANAAT ETTİN HEP,KATLANARAK YAŞADIN...
VE YİNE DE BİR UMUDUN VARDI YASLANDIĞIN;
DOĞMAMIŞ KIZIN...
KENDİNDEN VAZGEÇERCESİNE;YÜREĞİNLE,YÜREĞİNCE!
DEĞDİ Mİ SENCE?DEĞDİ Mİ ANNE?!!

VE NİHAYET BEN GELDİM...
ÖNCE BİR BAKIŞTIK,KUCAKLAŞTIK,SARILDIK.
''HOŞGELDİN''DEDİN BANA,DÜNYANIN EN SICAK ÖPÜŞÜYLE.
''HOŞGELDİN BEZBEBEĞİM''
SAÇSIZDIM,DİŞSİZDİM,ÜSTELİK PEK DE ÇİRKİNDİM!
BİR DE ,DEMEZ MİSİN ANNE;''DÜNYANIN EN GÜZEL KIZI SENSİN''
DİYE.
HANİ HALİM OLSA, GÜLECEKTİM DE HALİNE,
BİR ÇIĞLIK ATABİLDİM SADECE.

ÖYLE SEVDİN Kİ BENİ,GÜNDEN GÜNE;
YÜREK DOLUSU,YAŞAM DOLUSU,CANINDAN ÖTE.
HANİ,CANINI VERECEK KADAR;
BİR İÇTEN GÜLÜŞÜME,BİR NEFESLİK SEVİNCİME...
BİR HASTALANDIM,HASTA OLDUN ,KAHROLDUN.
BİR DÜŞTÜM DİYE,HAYATA KÜSTÜN ,MAHVOLDUN.
HER SINIFI,HER OKULU BENİMLE YENİDEN OKUYUP,
MEZUN OLDUN.
BİR AŞIK OLDUM,PANİK OLDUN.
BİR TERKEDİLDİM,SANA KALSA,ELİNDE OLSA;
ADAMI BULUP VURURDUN.

BEYNİME SES,
YÜREĞİME KALEM,
HAYALLERİME YOL,
HAYATIMA CAN OLDUN.
SEN;BEN OLDUN DA ,
BEN, ''O BEZ BEBEK''OLAMADIM....
BENİ AFFET ,ANNE !!!
AFFET,BÜTÜN OLAMADIKLARIM İÇİN!!!

HADİ ŞİMDİ,BUGÜNKÜ AKLINLA SÖYLE!
DEĞDİ Mİ ANNE?!!


hep bir yarın var_sayfa:7
şiir&fotograf
selma Çuhacı

BÜTÜN KELİMELERİMİ SUSUYORUM,,,,,,




Nice insanlar tanıdım;anlatacak hiçbirşeyleri yokken kelimeler doluşmuştu ağızlarına,
ağızlarına sıkışmış baloncuklar gibi;ne yutabildikleri ne çıkarabildikleri kelimeler ,ağız dolusu;
irili ufaklı baloncuklar;kelimeler;
oysa bomboştu yürekleri;bomboştu beyinleri,
ama ağızları hep dopdolu ve kelimeleri çoktu.....

İçi boş olduğundan mı neden ;
pek bi hafifdi kelimeleri ;pek bi hacimsiz ,pek bi şekilsiz;
hani bakınca kelimelerin gün ışığındaki uçuşmasına;yürekleri dansediyordu az sonra patlayacak baloncukların tam ortasında;
yaşam boyu görünmediği kadar kocaman ve renkli;az sonra küçücük bir temas ve boooommm!!!

Kelime mi patladı sizce;hayır yürek patladı;
balon kelimelerin içinde şekilenmeye çalışan bir yürek ;bir değimlik gün ışığının keyfini süremeden....

Kahvenin makbulü kısık ateşte ağır pişendir derler ya;
hani mümkünse mangalda;ateş kendi içinde ağır ağır yanarken;ısıtacak cezvenin altını da harını vermeyecek öyle birden;ağır ağır pişecek kahve;öyle kendini biranda köpürtmeden;baloncuklar uçuşmayacak ilk anda kahve henüz, suluyken ;kıvamında değilken;
ne zamanki iyice bir koyulanacak telve ,ağırlaşacak;o zaman vaktidir köpürmenin ;kahve için:))
o vakit kahvenin köpüğü de ağır olacak....

Her filmde izleyici olanların ;kelimeleri de hep çok olmuştur....
İzleyen;sürekli konuşan;eleştiri yapan ,birşey yapmadığı için hata da yapmayan;
filmdekiler ise hep konuşulan ,risk alan,hatta hata yapan;
ama yapan ve konuşmaya fırsat bulamayan ...
Filmdekiler;kelimeleri olmayan:)))

Siz bu filmde OYUNCU rolünü seçtiniz;ne iyi ettiniz;siz oynamayı göze aldınız;izlemenin kolaycı kalabalığındaki yalnızlık yerine;perdedeki zor yalnızlığın uzun vadede sizi saracak kalabalığını seçtiniz....
Sizin kelimeleriniz yok gibi görünebilir;baloncuklara sığmamıştır belki yüreğiniz ;belki sizin telvenizi demleyen ateş ,sizi biriktirmek için ,başkalarına yandığından çok daha uzun süre yanmalıdır ki;
ağırlığınızca demlesin sizi:))

Siz bu filmde başroldesiniz;ve bu film sizin filminiz...
Sizin kelimeleriniz zaten sizi yazmış;izleyen sizi çok derinlerde duyuyor; her harfinizde bir mimik;her hecenizde bir çığlık,her cümlenizde bir bakış var....

Ben bu filmi çok beğendim ve bütün kelimelerimi bu film için susuyorum.....


deneme&fotograf;
selma Çuhacı

4 Eylül 2010 Cumartesi

HAKSIZ MIYIM???

BİLSEN NE ZOR YAŞAMAK...
SENDEN SONRA SENSİZLİĞİ....
MERAK EDİP ,BİR DÜŞÜNSEN,
NE HALDEYİM,SEN GİDELİ....

HER SOKAKTA ,HER İNSANDA,
SENDEN BİR İZ ARADIĞIM...
GÜNLER OLDU GÖRMEYELİ,
ÖZLEMEKTE HAKSIZ MIYIM????

BİR SEBEP GÖSTER,NE OLDU BİLMELİYİM...
BİR SEBEP GÖSTER,BÖYLE AYRILMAK İÇİN....
HANİ YA NERDE,NERDE ÖLÜMSÜZ AŞKIN;
BİR BİLMECE BU;SORMAKTA HAKSIZ MIYIM?????

BİLSEN NE ZOR DAYANMAK...
SENDEN SONRA SENSİZLİĞE...
YARIM KALMIŞ AŞKIMIZIN,
TORTUSU VAR,YÜREĞİMDE..

ANLAŞILMAZ,ANLATILMAZ...
TARİFİ YOK YALNIZLIĞIN...
GECELERDİR AVUNMASIZ,
KAHROLMAKTA HAKSIZ MIYIM????

şiir&fotograf
selma Çuhacı 
müzik
melih Kibar

SEN DE Mİ GİDİYORSUN????

YİNE GEÇ KALDIM BİRŞEYLERE,
ANLADIM ÇOK GEÇ...
BİLMEM BU KAÇINCI AYRILIK,
BU KAÇINCI HASRET...???
ZAMANSIZ YİTİRİLMİŞ,SEVDİĞİM HERŞEY GİBİ;
SEN DE Mİ GİDİYORSUN ,YOKSA SEN DE Mİ????

BİLEMEZDİM YILLAR ÖNCE ,
NEDİR YALNIZLIK...
NEYE ÇARE BU GÖZYAŞLARI,
BU SON PİŞMANLIK...???
ÖMRÜMDEN USUL USUL ,ÇALINMIŞ YILLAR GİBİ;
SEN DE Mİ GİDİYORSUN,YOKSA SEN DE Mİ????

BİR KARANLIK İÇİMDE
KASIRGALAR KOPUYOR..
SUSKUNUM ÖYLESİNE,
KELİMELER YETMİYOR...,
GİZLİYOR İSYANIMI,
YARALI BAKIŞLARIM...
O KADAR DOLUYUM Kİ,
UTANMASAM AĞLARIM.....
NERDE O SEVDİKLERİM,SEVDİKLERİM NEREDE,
BİR HAYAL BİR DÜŞ OLUP;
KAYBOLDULAR GİZLİCE...


şiir&fotograf
selma Çuhacı 
müzik:
uğur Dikmen

AĞAÇ'LAR DA SEVER,,,,,,



Bir ağacın şansı ve aşkına sahip olamamak;
hayatımda böylesi destek ve güven veren bir yürekdaşa rastlayamamanın acısı ve imrentisi ile,
çektim bu fotoğrafı;
bakıp da daha çok yanmak için ''insan yalnızlığıma''.

Bazen evler görüyorum;tıpkı ağaçlar gibi birbirine aşık;birbirine sevdalı....
;iç geçirerek bakıyorum;........
köhne,viran evler yanyana ,omuz omuza yaslanmış;direniyorlar zamana.....
Yılların aşkı belli ki onları birbirine yaslayan;bir ve bütün kılan;
iki duvar bile kaynaşabilirken aşktan;
insanların ''ayrışmış'' yaşam ve duygularında sadece yalnızlıklar hüküm sürüyor ne yazık ...!!!
Ve işte biraz da bu yüzden ;
hayatlar kolayca yıkılmakta,,,,,
yaslanacak bir hayatları olmadığından.....


yazı metni &fotograf
selma Çuhacı

bir balık arkadaşım oldu,,,,



İlk kez bir balık arkadasım oldu....
Tamamen tesadüf ...
Çarpıştık bu sabah, özgürlüğün en orta yerinde...
''Pardon dedi ,görmedim .Hava kaçtı da gözüme ,
zıplayınca az once''..
Nazikce yüzgecini uzattı elime,tanıştık ...
Başladık sohbete karın üstü ;
nerden geliyorsun dedi?
dedim;
İstanbul'dan....
Sevmem dedi, İstanbulu,,,
pazarımız varmış orda;diri diri satıyorlar bizi
_nerde balık hakları ??_
ha bir de sürekli aç,
İstanbul'un martıları ...
dedim ki peki ya sen?...
Ben dedi dünyalıyım;bir olta ucu yada bir ağ zamanına kadar aranızdayım...

Benim doğuştan ruhumun üzerine atılan ağlarda, yıllar yılı nasıl da ölü ölü çırpınıp durduğumu,
farketmedi Allah'tan..

Vakit de hayli geç oldu;
onun oyle birderdi yok;ne bilsin zamanı gariban ...
Dedim karadan beklerler beni, merak ederler;
gideyim ortalık ayağa kalkmadan....

Eee ayrılık zor geldi ,alıştık sevdik de sanki;
Ama ne o sudan çıkmış bir balık olabilirdi,
nede ben karadan çıkmış insan...
Ayrılmalıydık o zaman.

Tam veda edecekken aklima geldi;dedim adın ne?
Balık dedi ,
sadece....
Ya senin ki deyince,,,,
keske ''İNSAN'' diyebilseydim
Ama ben;........
yıllarca saglikli yasamak için senin akrabalarını yedim..................


yazı metni &fotograf
selma Çuhacı

HENÜZ VAKTİN VAR,,,,

ÇİZİLİRKEN YÜZÜNE,YILLARIN RESMİ,
BİR TELAŞ GÖZLERİNDE;SUSKUN UMUTLAR...
NE FARKEDER,BEDENİN YAŞLI OLSA DA
ÖYLE GENÇ Kİ YÜREĞİN;BİR BEBEK KADAR...

YENİK DÜŞMEK OLUR MU;YILGINLIĞINA,
GÖZÜNÜ KORKUTMASIN,VARILMAZ YOLLAR....
BİR ÖMRÜ BİR NEFESTE,YAŞAMAK İÇİN,
İNAN Kİ ÇOK GEÇ DEĞİL;HENÜZ VAKTİN VAR....

BAŞKA BİR PENCEREDEN SEYRET DÜNYAYI;
BİR ŞANS VER DÜŞLERİNE ,GERÇEK OLSUNLAR..
YEPYENİ UMUTLARLA,YAŞA SEVDAYI;
ÇÜNKÜ HEP ACI VERİR;YAŞANMAMIŞLAR...

ANILARI YARINA ,TAŞIYAMAZSIN,
KEDERİ SEVİNCİYLE;DÜNDE KALDILAR...
TAKVİMDEN EN SON YAPRAK,DÜŞERKEN BİLE;
BELKİ SENİ BEKLEYEN ,BİR BAŞLANGIÇ VAR.....


şiir&fotograf
selma Çuhacı 
müzik
melih Kibar
trt yaz evi dizisinden_yorum;yıldız Kenter